27 Temmuz 2011 Çarşamba
Tanrı'dan mektup
Sevgili …….., Herkes kendini tamamen birine vermeyi, karşısındakiyle arasında güçlü bir manevi bağ kurabilmeyi, gerçekten sevilmeyi ister ama ben buna “Hayır” diyorum. Yalnız olmaktan tatmin olana, keyif alana ve mutlu olana kadar, kendini tam anla...mıyla ve koşulsuzca Bana teslim etmeden önce senin için planladığım özel ve sıra dışı ilişkiye hazır olamazsın. Plan yapmaya, dilekte bulunmaya bir son vermeni ve Benim sana var oluşun en heyecanlı planını aktarmama izin vermeni istiyorum. Senin için en iyisini istiyorum. Bunu sana Benim getirmeme lütfen izin ver. Her şeyin en iyisini beklerken Bana dikkat etmen gerekir. Benim sağladığım tatmin olma duygusunun tadını çıkar. Sana söyleyeceğim şeyleri dinlemeye ve bunlardan bir şeyler öğrenmeye devam et . Sadece bekle. Hepsi bu. Tedirgin olma. Endişelenme. İstediğin şeyleri bulma ümidiyle etrafına bakıp durma. Sadece Bana bak aksi takdirde sana göstermek istediğim şeyleri göremezsin. Ve sonra hazır olduğunda da seni hayal ettiğinden de harika bir aşkla şaşırtacağım. Senin için belirlediğim kişi için hazır olana kadar (ki şu anda bile ikinizin aynı zamanda hazır olması için uğraşıyorum), her ikiniz de Benimle ve sizler için hazırladığım hayatlarla tatmin olana kadar Benimle olan ilişkinizin uyumunun bir benzeri olacak sevgi deneyimini tatma şansın olmayacaktır. Bu Gerçek Aşk’tır. Evet, seninbu harika sevgiye sahip olmanı istiyorum. Benimle olan ilişkinin diğer bir insanda tezahür ettiğini görmek ve sunduğum güzellik, kusursuzluk ve sevginin sonsuz birliğinin elle tutulur bir şekilde keyfine varmak istiyorum. Seni sınırsız sevdiğimi bil.Buna inan ve mutlu ol. Sevgiler, Tanrı Not: Bu mektubu her gün okuyun.. Kelimelerin gerçekten ne anlatmak istediğini içinize sindirin.
Tanrı'dan mektup
Sevgili …….., Herkes kendini tamamen birine vermeyi, karşısındakiyle arasında güçlü bir manevi bağ kurabilmeyi, gerçekten sevilmeyi ister ama ben buna “Hayır” diyorum. Yalnız olmaktan tatmin olana, keyif alana ve mutlu olana kadar, kendini tam anla...mıyla ve koşulsuzca Bana teslim etmeden önce senin için planladığım özel ve sıra dışı ilişkiye hazır olamazsın. Plan yapmaya, dilekte bulunmaya bir son vermeni ve Benim sana var oluşun en heyecanlı planını aktarmama izin vermeni istiyorum. Senin için en iyisini istiyorum. Bunu sana Benim getirmeme lütfen izin ver. Her şeyin en iyisini beklerken Bana dikkat etmen gerekir. Benim sağladığım tatmin olma duygusunun tadını çıkar. Sana söyleyeceğim şeyleri dinlemeye ve bunlardan bir şeyler öğrenmeye devam et . Sadece bekle. Hepsi bu. Tedirgin olma. Endişelenme. İstediğin şeyleri bulma ümidiyle etrafına bakıp durma. Sadece Bana bak aksi takdirde sana göstermek istediğim şeyleri göremezsin. Ve sonra hazır olduğunda da seni hayal ettiğinden de harika bir aşkla şaşırtacağım. Senin için belirlediğim kişi için hazır olana kadar (ki şu anda bile ikinizin aynı zamanda hazır olması için uğraşıyorum), her ikiniz de Benimle ve sizler için hazırladığım hayatlarla tatmin olana kadar Benimle olan ilişkinizin uyumunun bir benzeri olacak sevgi deneyimini tatma şansın olmayacaktır. Bu Gerçek Aşk’tır. Evet, seninbu harika sevgiye sahip olmanı istiyorum. Benimle olan ilişkinin diğer bir insanda tezahür ettiğini görmek ve sunduğum güzellik, kusursuzluk ve sevginin sonsuz birliğinin elle tutulur bir şekilde keyfine varmak istiyorum. Seni sınırsız sevdiğimi bil.Buna inan ve mutlu ol. Sevgiler, Tanrı Not: Bu mektubu her gün okuyun.. Kelimelerin gerçekten ne anlatmak istediğini içinize sindirin.
26 Temmuz 2011 Salı
Sen ne zaman......
Sen ne zaman inci tanem oldun gözümde..Ne zamandır yıldızların yıldızlarımın komşusudur..Bu rüzgar hep senin kokunu mu taşıyordu ,seni koklayınca mı rüzgarlar kıskandılar tenini ;hep sen kokar oldu bu hava ..
Sen ne derinlikte daldın da buldun beni,göklerin üstümüdür incilerin doğduğu yer ,denizlerin serinliği mi..Söyle bana yıldız gözlü adam ,hangi mavi derinliklerden buldun incilerimi..
Bir ömürlük sade kahve gibisin ... tadında telvenin hazzı ,gözünün renginde köpüğü ;seni içmeye kıyamadığım ,tadına doyamadığım kahvem diye saklarım ben dilimde...
Nadide Polat
Sen ne derinlikte daldın da buldun beni,göklerin üstümüdür incilerin doğduğu yer ,denizlerin serinliği mi..Söyle bana yıldız gözlü adam ,hangi mavi derinliklerden buldun incilerimi..
Bir ömürlük sade kahve gibisin ... tadında telvenin hazzı ,gözünün renginde köpüğü ;seni içmeye kıyamadığım ,tadına doyamadığım kahvem diye saklarım ben dilimde...
Nadide Polat
25 Temmuz 2011 Pazartesi
SİMURG EFSANESİ
Rivayet olunur ki, kuşların hükümdarı olan Simurg (Zümrüd-ü Anka ya da batıda bilinen adıyla Phoenix), Bilgi Ağacı'nın dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş. Bu kuşun özelliği gözyaşlarının şifalı olması ve yanarak kül olmak suretiyle ölmesi, sonra kendi küllerinden yeniden ...dirilmesidir. ....
Kuşlar Simurg'a inanır ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürmüş. Kuşlar dünyasında her şey ters gittikçe onlar da Simurg'u bekler dururlarmış. Ne var ki, Simurg ortada görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda umudu kesmişler. Derken bir gün uzak bir ülkede bir kuş sürüsü Simurg'un kanadından bir tüy bulmuş. Simurg'un var olduğunu anlayan dünyadaki tüm kuşlar toplanmışlar ve hep birlikte Simurg'un huzuruna gidip yardım istemeye karar vermişler.
Ancak Simurg'un yuvası, etekleri bulutların üzerinde olan Kaf Dağı'nın tepesindeymiş. Oraya varmak için ise yedi dipsiz vadiyi aşmak gerekirmiş, hepsi birbirinden çetin yedi vadi... İstek, aşk, marifet, istisna, tevhid, hayret ve yokluk vadileri... Kuşlar, hep birlikte göğe doğru uçmaya başlamışlar. İsteği ve sebatı az olanlar, dünyevi şeylere takılanlar yolda birer birer dökülmüşler. Yorulanlar ve düşenler olmuş...
"Aşk denizi"nden geçmişler önce...". "Ayrılık vadisi"nden uçmuşlar...". "Hırs ovası"nı aşıp, "kıskançlık gölü"ne sapmışlar... Kuşların kimi "Aşk denizi"ne dalmış, kimi "Ayrılık vadisi"nde kopmuş sürüden... Kimi hırslanıp düşmüş ovaya, kimi kıskanıp batmış göle... Önce Bülbül geri dönmüş, güle olan aşkını hatırlayıp; Papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş (oysa tüyleri yüzünden kafese kapatılırmış); Kartal, yükseklerdeki krallığını bırakamamış; Baykuş yıkıntılarını özlemiş; Balıkçıl kuşu bataklığını.
Yedi vadi üzerinden uçtukça sayıları gittikçe azalmış. Ve nihayet beş vadiden geçtikten sonra gelen Altıncı Vadi "şaşkınlık" ve sonuncusu Yedinci Vadi "yokoluş"ta bütün kuşlar umutlarını yitirmiş...
Kaf Dağı'na vardıklarında geriye otuz kuş kalmış. Sonunda sırrı, sözcükler çözmüş: Farsça "si", "otuz" demektir... murg" ise "kuş"... Simurg'un yuvasını bulunca ögrenmişler ki; "Simurg - otuz kuş" demekmiş. Onların hepsi Simurg'muş. Her biri de Simurg'muş. 30 kuş, anlar ki, aradıkları sultan, kendileridir ve gerçek yolculuk, kendine yapılan yolculuktur.
Simurg Anka'yı beklemekten vazgeçerek, şaşkınlık ve yokoluşu da yaşadıktan sonra bile uçmayı sürdürerek, kendi küllerimiz üzerinden yeniden doğabilmek için kendimizi yakmadıkça, her birimiz birer Simurg olmayı göze almadıkça bataklığımızda, tüneklerimizde ve kafeslerimizde yaşamaktan kurtulamayacağız.
Şimdi kendi gökyüzünde uçmak zamanıdır...
Kuşlar Simurg'a inanır ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürmüş. Kuşlar dünyasında her şey ters gittikçe onlar da Simurg'u bekler dururlarmış. Ne var ki, Simurg ortada görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda umudu kesmişler. Derken bir gün uzak bir ülkede bir kuş sürüsü Simurg'un kanadından bir tüy bulmuş. Simurg'un var olduğunu anlayan dünyadaki tüm kuşlar toplanmışlar ve hep birlikte Simurg'un huzuruna gidip yardım istemeye karar vermişler.
Ancak Simurg'un yuvası, etekleri bulutların üzerinde olan Kaf Dağı'nın tepesindeymiş. Oraya varmak için ise yedi dipsiz vadiyi aşmak gerekirmiş, hepsi birbirinden çetin yedi vadi... İstek, aşk, marifet, istisna, tevhid, hayret ve yokluk vadileri... Kuşlar, hep birlikte göğe doğru uçmaya başlamışlar. İsteği ve sebatı az olanlar, dünyevi şeylere takılanlar yolda birer birer dökülmüşler. Yorulanlar ve düşenler olmuş...
"Aşk denizi"nden geçmişler önce...". "Ayrılık vadisi"nden uçmuşlar...". "Hırs ovası"nı aşıp, "kıskançlık gölü"ne sapmışlar... Kuşların kimi "Aşk denizi"ne dalmış, kimi "Ayrılık vadisi"nde kopmuş sürüden... Kimi hırslanıp düşmüş ovaya, kimi kıskanıp batmış göle... Önce Bülbül geri dönmüş, güle olan aşkını hatırlayıp; Papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş (oysa tüyleri yüzünden kafese kapatılırmış); Kartal, yükseklerdeki krallığını bırakamamış; Baykuş yıkıntılarını özlemiş; Balıkçıl kuşu bataklığını.
Yedi vadi üzerinden uçtukça sayıları gittikçe azalmış. Ve nihayet beş vadiden geçtikten sonra gelen Altıncı Vadi "şaşkınlık" ve sonuncusu Yedinci Vadi "yokoluş"ta bütün kuşlar umutlarını yitirmiş...
Kaf Dağı'na vardıklarında geriye otuz kuş kalmış. Sonunda sırrı, sözcükler çözmüş: Farsça "si", "otuz" demektir... murg" ise "kuş"... Simurg'un yuvasını bulunca ögrenmişler ki; "Simurg - otuz kuş" demekmiş. Onların hepsi Simurg'muş. Her biri de Simurg'muş. 30 kuş, anlar ki, aradıkları sultan, kendileridir ve gerçek yolculuk, kendine yapılan yolculuktur.
Simurg Anka'yı beklemekten vazgeçerek, şaşkınlık ve yokoluşu da yaşadıktan sonra bile uçmayı sürdürerek, kendi küllerimiz üzerinden yeniden doğabilmek için kendimizi yakmadıkça, her birimiz birer Simurg olmayı göze almadıkça bataklığımızda, tüneklerimizde ve kafeslerimizde yaşamaktan kurtulamayacağız.
Şimdi kendi gökyüzünde uçmak zamanıdır...
22 Temmuz 2011 Cuma
kendinle, aşkla
ASLA ümidini kaybetme, tam tersine tamamen boş ve herşeyden arınmış olana
dek dayan.
KENDİ KÜLLERİNDEN KENDİNİ Yeniden YARAT…YENİDEN DOĞ..
...İşte o zaman SENİ SEVEN SANA DEĞER VEREN, SENİN SEVDİĞİN SENİN DEĞER verdiğin MUTLU BİR YAŞAMIN TEMELLERİNDE ve yeniliğinde gerçegin içinde herşeye yeniden başlayabilirsin.
BENİMLE ..YANİ KENDİNLE ..YANİ ..AŞKLA..
Ve yeniyle dolarken,İÇİNDEKİ ÇOCUĞU ÖZGÜR BIRAKIP..Tüm BAĞIMLILIKLARINA SON vererek.. küçük bir çocuk gibi olabilir ve bu yaşamın mucizevi harikalığının tümüyle keyfini çıkarabilirsin… MUTLU OLABİLİR.. MUTLU EDEBİLİRSİN..
Ne kadar küçük olursa olsun ilk adımı isteyerek at.
İyileşmeyi ve öğrenmeyi tüm içtenliğinle iste, MUCİZELER mutlaka gercekleşecektir.
dek dayan.
KENDİ KÜLLERİNDEN KENDİNİ Yeniden YARAT…YENİDEN DOĞ..
...İşte o zaman SENİ SEVEN SANA DEĞER VEREN, SENİN SEVDİĞİN SENİN DEĞER verdiğin MUTLU BİR YAŞAMIN TEMELLERİNDE ve yeniliğinde gerçegin içinde herşeye yeniden başlayabilirsin.
BENİMLE ..YANİ KENDİNLE ..YANİ ..AŞKLA..
Ve yeniyle dolarken,İÇİNDEKİ ÇOCUĞU ÖZGÜR BIRAKIP..Tüm BAĞIMLILIKLARINA SON vererek.. küçük bir çocuk gibi olabilir ve bu yaşamın mucizevi harikalığının tümüyle keyfini çıkarabilirsin… MUTLU OLABİLİR.. MUTLU EDEBİLİRSİN..
Ne kadar küçük olursa olsun ilk adımı isteyerek at.
İyileşmeyi ve öğrenmeyi tüm içtenliğinle iste, MUCİZELER mutlaka gercekleşecektir.
21 Temmuz 2011 Perşembe
Yaşam için
YAŞAM İÇİN
Kural 1: Asla kendinden şüphe etme... Sen ne hissediyorsan o her zaman doğrudur. Dünyadaki bütün insanlar toplansa ve sana aksini söylese bile senin hissettiklerin senin için doğrudur. Onlar farklı hissedebilir, farklı düşünebilir ama bu senin hissettiklerinin yanlış olduğunu göstermez, sadece onlardan farklı olduğunu göste...rir.
Kural 2: Asla farklı olduğun için utanma. Eğer çevrende senin gibi düşünen, seni anlayan insanlar yoksa o zaman çirkin ördek yavrusu hikâyesini hatırla... Muhtemelen sen yanlış yerde, yanlış insanlarla birlikte olduğun için seni anlamıyorlardır. O halde hedefin, ait olduğun yeri bulmak olmalıdır. Asla muhteşem bir kuğu olduğun gerçeğini unutma ve ördek olmak için uğraşma.
Kural 3: Geçmişte yaptıkların için pişmanlık duyma ve özür dileme. Yaşadıklarının senin için önemli bir ders olduğunu kendine hatırlat. Bu tecrübe ile aldığın bilgiyi özenle incele, olayda yaptığın hataları ve yeniden aynı durumda olsan nasıl davranacağını iyice düşün ve gelecek olaylar için kendini hazırla. Kırılan vazo tamir edilemez ama gelecekte başka vazoların kırılması önlenebilir
Kural 4: Mümkün olduğunca kimsenin senin adına karar vermesine izin verme ama başkalarının haklı olabileceğini de unutma. Bu hayat senin ve istediğin gibi yaşamaya hakkın var, fakat başkalarını dinle ve onların bakış açısını anlamaya çalış.
Kural 5: Ailen dışındaki insanlarla ilişkilerinde, asla kendi ihtiyaçlarını ikinci plana atma ve kendini hayallerle kandırma. Her zaman ama her zaman önce sen gelmelisin. Asla başka insanlar üzülmesin diye kendini üzmeyi tercih etme. Sen kaldırabiliyorsan, onlarda kaldırabilir. Karşındaki insan senin mutluluğunu düşünmüyorsa ve senin üzülmene yol açıyorsa, o zaman o insan sana değer vermiyor demektir. Bu kişileri değiştireceğini ya da sana zamanla önem vereceğini düşünme. Sana karşılıksız sevgi veren ve senin için her şeyi göze alabilecek tek insanlar ailendir.
Kural 6: Asla kaybetmekten korkarak, sırf inanmak istediğin için karşındaki insanın sevgi sözcüklerine inanma. Sevgi insanın kalbindedir, gözlerindedir, davranışlarındadır, ses tonundadır, sana verdiği önemde ve değerdedir, senin için yaptığı fedakârlıklardadır. İnsanlar çok kısa zamanda sevgi sözcüklerini umarsızca dağıtmaya başlarlar. Bunları dinle ama gerçek sevgiyi karşındakinin davranışlarına bakarak bul. İnanmak istediğin için değil, gerçek olduğu için karşındaki insanın sözlerine inan...
Kural 7: Her zaman ama her zaman, mutlaka kalbini dinle. Hayatta senin için neyin doğru olduğunu bir tek içindeki ses söyleyebilir. Dolayısıyla içindeki sesle konuşmayı öğren. Her gün kendinle kalmak için zaman ayır ve kalbini dinle. Başka şekilde hissetmek için ikna etmeye değil, gerçekten ne hissettiğini bulabilmek için dinlemeye çalış. Bazen içindeki ses sana çok zor geleni yapmanı söyleyebilir ya da duymak istemediklerini söyleyebilir. Korkma ve içindeki sesi dinlemeye devam et...
Kural 8: Her zaman ama her zaman, mutlaka kendine iyi davran. Kendini sev, şefkatle yaklaş. Yanlış yaptığında acımasızca kendini eleştirip üzme... Aksine başını okşa, kendini kucakla ve her şeyin geçeceğini söyle. Üzgün olduğunda, kırıldığında, acı çektiğinde, mutsuz hissettiğinde kendine özen göster, tıpkı hasta bakar gibi kendine bakım uygula. Yapmaktan hoşlandığın aktivitelerle meşgul ol ve bu durumdan çıkarak kimsenin seni incitmesine, üzmesine izin vermeyeceğini göster.
Kural 9: Hayatta her şeyin bir bedeli olduğunu asla unutma ve bedel ödemekten istemediğin için kendini boşlukta bırakma. Örneğin bir insanı incitmişsen, ödeyeceğin bedel o insanın güvenini yitirmektir. Eğer seni sevmeyen biriyle birlikteysen, yalnız kalmaktan korkup ilişkini sürdürme, çünkü bunun bedeli sevgisiz bir hapiste yaşamaktır. Eğer farklı olmaktan korkuyorsan ve başka insanları taklit edip onlar gibi olmaya çalışıyorsan, ödeyeceğin bedel kendine olan saygını yitirmek olacaktır. Diğer taraftan bazen kendin gibi olmanın bedelinin de yalnız kalmak olduğunu unutma. O halde yaşamda her zaman bir bedel ödeyeceğini hatırla. Bir adım atmadan önce mutlaka ödeyeceğin bedeli bil ve kazanacaklarına değip değmediğine bakarak kararlarını ver.
Kural 10: İnsanlara karşı nazik ve sevecen ol, ne olursa olsun asla bir başka insanı kırmak için konuşma, bilinçli olarak üzmeye çalışma ve kendi acını hafifletmek için bir başkasını yaralama.
Kural 11: Hayatta en büyük dostun sen olabileceğin gibi hayattaki en büyük düşmanın gene sen olabilirsin. Seçimini yap ve kendin için dostun mu yoksa düşmanın mı olacağına karar ver. Yaşamdaki tüm acıları atlatabilirsin, her şeye rağmen mutlu olmayı başarabilirsin, istersen kötü alışkanlıklarını bırakabilir ve her zaman yeniden başlayabilirsin. İstersen kendine yeni bir hayat kurabilirsin. Eğer sen kendinin dostu olabilirsen…
Kural 12: Asla tecrübe kazanmaktan kaçma… Ne kadar zor olursa olsun, yeniden ayağa kalk ve yola devam et. Hayatı öğrenmek için o tecrübelere ihtiyacın var. Kalbin aşk acısı ile yaralanmış ise, sonsuza kadar kendini aşka kapatma. Ruhun insanların acımasızlığı ile incinmiş ise, hayata küsüp kendini karanlık bir dünyada yaşamaya zorlama. Bedenin çok büyük acılar çekmişse, kendini uyuşturup bırakma. Unutma bilge insan hayatı yaşayandır.
Kural 1: Asla kendinden şüphe etme... Sen ne hissediyorsan o her zaman doğrudur. Dünyadaki bütün insanlar toplansa ve sana aksini söylese bile senin hissettiklerin senin için doğrudur. Onlar farklı hissedebilir, farklı düşünebilir ama bu senin hissettiklerinin yanlış olduğunu göstermez, sadece onlardan farklı olduğunu göste...rir.
Kural 2: Asla farklı olduğun için utanma. Eğer çevrende senin gibi düşünen, seni anlayan insanlar yoksa o zaman çirkin ördek yavrusu hikâyesini hatırla... Muhtemelen sen yanlış yerde, yanlış insanlarla birlikte olduğun için seni anlamıyorlardır. O halde hedefin, ait olduğun yeri bulmak olmalıdır. Asla muhteşem bir kuğu olduğun gerçeğini unutma ve ördek olmak için uğraşma.
Kural 3: Geçmişte yaptıkların için pişmanlık duyma ve özür dileme. Yaşadıklarının senin için önemli bir ders olduğunu kendine hatırlat. Bu tecrübe ile aldığın bilgiyi özenle incele, olayda yaptığın hataları ve yeniden aynı durumda olsan nasıl davranacağını iyice düşün ve gelecek olaylar için kendini hazırla. Kırılan vazo tamir edilemez ama gelecekte başka vazoların kırılması önlenebilir
Kural 4: Mümkün olduğunca kimsenin senin adına karar vermesine izin verme ama başkalarının haklı olabileceğini de unutma. Bu hayat senin ve istediğin gibi yaşamaya hakkın var, fakat başkalarını dinle ve onların bakış açısını anlamaya çalış.
Kural 5: Ailen dışındaki insanlarla ilişkilerinde, asla kendi ihtiyaçlarını ikinci plana atma ve kendini hayallerle kandırma. Her zaman ama her zaman önce sen gelmelisin. Asla başka insanlar üzülmesin diye kendini üzmeyi tercih etme. Sen kaldırabiliyorsan, onlarda kaldırabilir. Karşındaki insan senin mutluluğunu düşünmüyorsa ve senin üzülmene yol açıyorsa, o zaman o insan sana değer vermiyor demektir. Bu kişileri değiştireceğini ya da sana zamanla önem vereceğini düşünme. Sana karşılıksız sevgi veren ve senin için her şeyi göze alabilecek tek insanlar ailendir.
Kural 6: Asla kaybetmekten korkarak, sırf inanmak istediğin için karşındaki insanın sevgi sözcüklerine inanma. Sevgi insanın kalbindedir, gözlerindedir, davranışlarındadır, ses tonundadır, sana verdiği önemde ve değerdedir, senin için yaptığı fedakârlıklardadır. İnsanlar çok kısa zamanda sevgi sözcüklerini umarsızca dağıtmaya başlarlar. Bunları dinle ama gerçek sevgiyi karşındakinin davranışlarına bakarak bul. İnanmak istediğin için değil, gerçek olduğu için karşındaki insanın sözlerine inan...
Kural 7: Her zaman ama her zaman, mutlaka kalbini dinle. Hayatta senin için neyin doğru olduğunu bir tek içindeki ses söyleyebilir. Dolayısıyla içindeki sesle konuşmayı öğren. Her gün kendinle kalmak için zaman ayır ve kalbini dinle. Başka şekilde hissetmek için ikna etmeye değil, gerçekten ne hissettiğini bulabilmek için dinlemeye çalış. Bazen içindeki ses sana çok zor geleni yapmanı söyleyebilir ya da duymak istemediklerini söyleyebilir. Korkma ve içindeki sesi dinlemeye devam et...
Kural 8: Her zaman ama her zaman, mutlaka kendine iyi davran. Kendini sev, şefkatle yaklaş. Yanlış yaptığında acımasızca kendini eleştirip üzme... Aksine başını okşa, kendini kucakla ve her şeyin geçeceğini söyle. Üzgün olduğunda, kırıldığında, acı çektiğinde, mutsuz hissettiğinde kendine özen göster, tıpkı hasta bakar gibi kendine bakım uygula. Yapmaktan hoşlandığın aktivitelerle meşgul ol ve bu durumdan çıkarak kimsenin seni incitmesine, üzmesine izin vermeyeceğini göster.
Kural 9: Hayatta her şeyin bir bedeli olduğunu asla unutma ve bedel ödemekten istemediğin için kendini boşlukta bırakma. Örneğin bir insanı incitmişsen, ödeyeceğin bedel o insanın güvenini yitirmektir. Eğer seni sevmeyen biriyle birlikteysen, yalnız kalmaktan korkup ilişkini sürdürme, çünkü bunun bedeli sevgisiz bir hapiste yaşamaktır. Eğer farklı olmaktan korkuyorsan ve başka insanları taklit edip onlar gibi olmaya çalışıyorsan, ödeyeceğin bedel kendine olan saygını yitirmek olacaktır. Diğer taraftan bazen kendin gibi olmanın bedelinin de yalnız kalmak olduğunu unutma. O halde yaşamda her zaman bir bedel ödeyeceğini hatırla. Bir adım atmadan önce mutlaka ödeyeceğin bedeli bil ve kazanacaklarına değip değmediğine bakarak kararlarını ver.
Kural 10: İnsanlara karşı nazik ve sevecen ol, ne olursa olsun asla bir başka insanı kırmak için konuşma, bilinçli olarak üzmeye çalışma ve kendi acını hafifletmek için bir başkasını yaralama.
Kural 11: Hayatta en büyük dostun sen olabileceğin gibi hayattaki en büyük düşmanın gene sen olabilirsin. Seçimini yap ve kendin için dostun mu yoksa düşmanın mı olacağına karar ver. Yaşamdaki tüm acıları atlatabilirsin, her şeye rağmen mutlu olmayı başarabilirsin, istersen kötü alışkanlıklarını bırakabilir ve her zaman yeniden başlayabilirsin. İstersen kendine yeni bir hayat kurabilirsin. Eğer sen kendinin dostu olabilirsen…
Kural 12: Asla tecrübe kazanmaktan kaçma… Ne kadar zor olursa olsun, yeniden ayağa kalk ve yola devam et. Hayatı öğrenmek için o tecrübelere ihtiyacın var. Kalbin aşk acısı ile yaralanmış ise, sonsuza kadar kendini aşka kapatma. Ruhun insanların acımasızlığı ile incinmiş ise, hayata küsüp kendini karanlık bir dünyada yaşamaya zorlama. Bedenin çok büyük acılar çekmişse, kendini uyuşturup bırakma. Unutma bilge insan hayatı yaşayandır.
14 Temmuz 2011 Perşembe
Aydınlanmak
Kişinin dayanıklığı, zorluklara karşı verdiği mücadele ile artar. Her fırtına, her yağmur, her kavurucu güneş ışını insanı güçlendirir.
Her reddediliş bir fırtına, bir yağmur, bir kavurucu sıcak değil mi ? Kimi fırına kadar sarsar, kimi yağmur gibi ıslatarak ürpertir. Kimi de kavurucu güneş gibi içimizi yakar.
Ama dağın yükseklerinde yetişen ağaçlar gibi bizi dayanıklı ve nadide kılar. Zorluklar daima geçicidir.
Her zorluk kendisi kadar, hatta daha büyük kazancı içinde taşır, çözümü de için de taşır.
Her reddediliş bir fırtına, bir yağmur, bir kavurucu sıcak değil mi ? Kimi fırına kadar sarsar, kimi yağmur gibi ıslatarak ürpertir. Kimi de kavurucu güneş gibi içimizi yakar.
Ama dağın yükseklerinde yetişen ağaçlar gibi bizi dayanıklı ve nadide kılar. Zorluklar daima geçicidir.
Her zorluk kendisi kadar, hatta daha büyük kazancı içinde taşır, çözümü de için de taşır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)