28 Nisan 2011 Perşembe

DUYGULARI İYİLEŞTİRMEK

Duyguların Hakkını Vermek

Duyguların hakkını verip onları tanıdığımızda, duy...gu doğamıza saygı göstermeyi öğrendiğimizde her türlü iyileşme mümkündür. Çünkü bastırılmış tüm enerjiler artık özgürdür. Her türlü hastalık, bastırılmış ya da yanlış yönlendirilmiş duyguların bedende, zihinde ruhta yarattığı tahribattır.
Bu nedenle, aslında hastalıklar yoktur,hastalık vardır : duyguların hastalığı.
Tıp dünyası, bin bir çeşit hastalık yaratmış olsa da hastalanmış ruhun ve onun sonucu olarak ortaya çıkmış bedensel hastalıkların tedavisi yine duygularla, duyguların yeni açığa çıkmış enerjisi ile sağlanır.
Duygularla barışmak, kişinin değerlilik duygusunu ve özgüvenini geliştiren en gerçek yoldur. Bir şey daha... Affetmek için travmayı hatırlamak bile şart değildir ama bireysel sınırlarını kızgınlık enerjisiyle yeniden inşa etmek şarttır.
Duyguları ifade etmek, bastırmaktan daha sağlıklıdır. Ama duyguyu ifade etmekten daha da sağlıklı bir yol var; kanalize etmek.
Örneğin ; kızgınlık duygumu bastırırsam kendime zarar veririm , ifade edersem başkalarını incitebilirim ama kanalize edersem, kendime ve onuruma yapılan saldırıdan kendimi koruyabilir, haksızlıklara dur deme gücünü yapıcı olarak kullanırım. “Artık bunu bana yapmana izin vermiyorum” diyebilirim.
Affetmek yaptığımız bir iyilik ve yücelik hali olsada , asıl olan kendi ruhumuzu tedavi etmek ve özgürleştirmek sürecidir.
İç dünyamızda bütünleşmek için kendi yarattığımız hapishanemizin duvarlarını yıkıp, sınırlarımızı belirleme sürecidir ; kimsenin sınırlarımızın içine biz izin vermeden giremeyeceği gücü kazanma süreci, gücümüze yeniden sahip çıkma süreci.
Affedebilme gücü sağlığımızı yeniden kazanma gücüdür. Affetmek sadece güçten gelir. Güç , sizi inciten kişiye zarar verebilieceğini bilmek ve buna rağmen zarar vermemeyi seçmektir.

27 Nisan 2011 Çarşamba

Yaşama Sevincini Öldürmek

Bedenimiz sağ kalır, ama ruhumuz er geç ölümcül darbeyi yer. En kusursuz cinayet budur; yaşama sevincimizi kimlerin öldürdüğünü, bunu hangi güdüyle yaptıklarını, suçluların nerede bulunacağını bilemeyiz.
Peki ya o adsız suçlular yaptıklarının farkında mıdırlar?
Hiç sanmam. Çünkü onlar da mutsuz, kibirli, düşkündürler; ve güçlü olduklarını zannederler...
(Paulo Coelho)

25 Nisan 2011 Pazartesi

Ben Barışığım

neymiş ?
o halde konuşmalarımız ,yazdıklarımız , söz ve kelimelerimiz işledikten... sonra gönderdiğimiz paketlerimiz oluyor ve ait oldukları yerlere gidiyor .. üç boyutlu gören birinin kariyer ve hırsları olmaz , korumacı davranmaz ,korkuları kalmaz ... dilediği gibi yönlendirir ,alır bırakır takılmaz ve ötesine doğru yol alır ... herkese hak ettiği şekilde davranır ,birinden alıp diğerinin üzerinden fırsat kollamaz . kendindeki kudreti hatırlayıp onu değerlendirebilme yetisini kazanmış olup ,herhangi bişeyin ta içine kadar girer, dışarıda kalmaz ve şefkatiyle katılır . kendine karşı daima dürüst ve samimidir .. en önemlisi de içinde bulunduğu hal ve duruma kabul vererek kendi kendini değerlendirebilme cesaretini gösterebilir ..... / selmaSee more

Ben Barışığım

neymiş ?
o halde konuşmalarımız ,yazdıklarımız , söz ve kelimelerimiz işledikten... sonra gönderdiğimiz paketlerimiz oluyor ve ait oldukları yerlere gidiyor .. üç boyutlu gören birinin kariyer ve hırsları olmaz , korumacı davranmaz ,korkuları kalmaz ... dilediği gibi yönlendirir ,alır bırakır takılmaz ve ötesine doğru yol alır ... herkese hak ettiği şekilde davranır ,birinden alıp diğerinin üzerinden fırsat kollamaz . kendindeki kudreti hatırlayıp onu değerlendirebilme yetisini kazanmış olup ,herhangi bişeyin ta içine kadar girer, dışarıda kalmaz ve şefkatiyle katılır . kendine karşı daima dürüst ve samimidir .. en önemlisi de içinde bulunduğu hal ve duruma kabul vererek kendi kendini değerlendirebilme cesaretini gösterebilir ..... / selmaSee more

21 Nisan 2011 Perşembe

AKLI SİLMELİ


Kendilerinin olan tek sözcük yok dillerinde, öyle çok ko-
nuşuyorlar ki...Bir söz insanın neresinden doğar dersiniz?
Dilinden mi, yüreğinden mi, aklından mı? Düşlerinden
mi yoksa gerçeğinden mi? Ve kaç kapıdan geçip yerini
bulur bir başka insanda? Yerini bulur mu gerçekten? Sözü
...yasaklamalı Ömür hanım yasaklamalı...Kimsenin kimseyi
anlamadığı bir dünyada söz boşluğu dövmekten başka ne
işe yarıyor ki? Olanağı olsa da insanların yürekleri ko-
nuşabilseydi dilleri yerine, her şey daha yalansız, daha içten
olurdu. Aklı silmeli diyorum insan ilişkilerinden. Yanılıyor
muyum? Olsun. Yanıldığımı biliyorum ya...

20 Nisan 2011 Çarşamba

İÇ SAVAŞ


Birisi ile savaşmak çok tehlikelidir çünkü düşmanına benzersin. Bu insanlığın en büyük problemlerinden birisidir. Birisi ile savaşmaya başladığında yavaş yavaş aynı teknikleri, aynı şekilde uygulamak zorundasın. O zaman düşman yenilgiye uğratılabilir ama onun yenildiği zaman geldiğinde, sen kendinin düşmanı olmuşsundur…. Sadece yüzeys...el şeyler değişir, derinde aynı çatışma sürer.
Çatışma insanın içindedir. O orada çözülmediği sürece, başka hiçbir yerde çözülemez. Politika senin içindedir; o zihnin iki kısmı arasındadır.
Savaş dışarıda değil , savaş senin içindedir. Ve benim anlayışım şudur: Sağ ve sol yarıküreler arasındaki içsel savaşı çözmediğin sürece asla huzur içinde sevemeyeceksin – asla- çünkü içsel savaş dışarıya yansıtılacaktır..

İÇ BARIŞIN BELİRTİLERİ


İÇ BARIŞIN BELİRTİLERİ
Eski deneyimlere dayanan korkulardan kaynaklanan düşünceler yerine, ani, kendiliğinden düşünme ve davranma eğilimi.
Uyanık geçirilen her anı kuşkulardan arınmış ve neşe içinde geçirme yetisi.
Başkalarını yargılamaya ilginin azalması.
Başkalarının davranışlarını yorumlamaya ilginin azalması.
...Çatışmalara ilginin azalması.
Kaygılanma ve vesvese yetisinin azalması (Bu çok ciddi bir belirtidir).
Sık sık, karşı konulmaz şükran duygularıyla dolma.
Doğayla ve başkalarıyla bağlantı içinde olmaktan dolayı doyumluluk.
Olayları baskı ve zorlamayla gerçekleştirmeye çalışmak yerine, doğal akışları içinde dönüşüme izin verme eğiliminde artış.
Başkalarından yayılan sevgiyi algılamaya duyarlılıkta artış ve sevgiye dolaysızca sevgiyle karşılık verebilme hazırlılığı.