1. ''Zorunlu olmayan sayıları çöpe atın: yaş, kilo, boy.
Doktorunuz düşünsün onları. Bunun için ücret alıyor sizden.
... 2. Sadece neşeli arkadaşlarınız olsun.
Suratsızlar, negatifler sizi aşağı çeker.
3. Öğrenmeyi sürdürün: Bilgisayar, el sanatları, bahçecilik, ne olursa.
Beyniniz âtıl kalmasın. Âtıl kafa, iblisin tezgâhıdır.
İblisin adı da, alzheimer'dır.
4. Küçük şeylerden zevk almaya bakın.
5. Sık sık, uzun uzun, vargücünüzle gülün. Soluksuz kalıncaya kadar gülün.
6. Gözyaşları olacaktır. Katlanın, yas tutun, başka yaşantılara geçin.
7. Sevdiklerinizle doldurun çevrenizi, aile, kedi, köpek, kuş, balık,
yadigârlar, müzik, bitkiler, hobiler, ne olursa.
Eviniz sığınağınızdır. Tadını çıkartın.
8. Sağlığınızın kıymetini bilin. İyiyse üstüne titreyin.
Bozuksa düzeltin.
Siz kendiniz düzeltemiyorsanız yardım sağlayın.
9. Vicdan azabından uzak durun.
Çarşı pazarda gezin, komşu illerde dış ülkelerde dolaşın,
ama sakın suçluluk, pişmanlık duygusuna yönelmeyin.
10. Sevdiğiniz insanlara onları sevdiğinizi söyleyin, hissettirin her fırsatta.''
''Ve hiç unutmayın ki yaşam,
aldığımız soluklarla değil,
soluk kesen anlarla ölçülür''
8 Ocak 2012 Pazar
TAVSİYELER
1. ''Zorunlu olmayan sayıları çöpe atın: yaş, kilo, boy.
Doktorunuz düşünsün onları. Bunun için ücret alıyor sizden.
... 2. Sadece neşeli arkadaşlarınız olsun.
Suratsızlar, negatifler sizi aşağı çeker.
3. Öğrenmeyi sürdürün: Bilgisayar, el sanatları, bahçecilik, ne olursa.
Beyniniz âtıl kalmasın. Âtıl kafa, iblisin tezgâhıdır.
İblisin adı da, alzheimer'dır.
4. Küçük şeylerden zevk almaya bakın.
5. Sık sık, uzun uzun, vargücünüzle gülün. Soluksuz kalıncaya kadar gülün.
6. Gözyaşları olacaktır. Katlanın, yas tutun, başka yaşantılara geçin.
7. Sevdiklerinizle doldurun çevrenizi, aile, kedi, köpek, kuş, balık,
yadigârlar, müzik, bitkiler, hobiler, ne olursa.
Eviniz sığınağınızdır. Tadını çıkartın.
8. Sağlığınızın kıymetini bilin. İyiyse üstüne titreyin.
Bozuksa düzeltin.
Siz kendiniz düzeltemiyorsanız yardım sağlayın.
9. Vicdan azabından uzak durun.
Çarşı pazarda gezin, komşu illerde dış ülkelerde dolaşın,
ama sakın suçluluk, pişmanlık duygusuna yönelmeyin.
10. Sevdiğiniz insanlara onları sevdiğinizi söyleyin, hissettirin her fırsatta.''
''Ve hiç unutmayın ki yaşam,
aldığımız soluklarla değil,
soluk kesen anlarla ölçülür''
Doktorunuz düşünsün onları. Bunun için ücret alıyor sizden.
... 2. Sadece neşeli arkadaşlarınız olsun.
Suratsızlar, negatifler sizi aşağı çeker.
3. Öğrenmeyi sürdürün: Bilgisayar, el sanatları, bahçecilik, ne olursa.
Beyniniz âtıl kalmasın. Âtıl kafa, iblisin tezgâhıdır.
İblisin adı da, alzheimer'dır.
4. Küçük şeylerden zevk almaya bakın.
5. Sık sık, uzun uzun, vargücünüzle gülün. Soluksuz kalıncaya kadar gülün.
6. Gözyaşları olacaktır. Katlanın, yas tutun, başka yaşantılara geçin.
7. Sevdiklerinizle doldurun çevrenizi, aile, kedi, köpek, kuş, balık,
yadigârlar, müzik, bitkiler, hobiler, ne olursa.
Eviniz sığınağınızdır. Tadını çıkartın.
8. Sağlığınızın kıymetini bilin. İyiyse üstüne titreyin.
Bozuksa düzeltin.
Siz kendiniz düzeltemiyorsanız yardım sağlayın.
9. Vicdan azabından uzak durun.
Çarşı pazarda gezin, komşu illerde dış ülkelerde dolaşın,
ama sakın suçluluk, pişmanlık duygusuna yönelmeyin.
10. Sevdiğiniz insanlara onları sevdiğinizi söyleyin, hissettirin her fırsatta.''
''Ve hiç unutmayın ki yaşam,
aldığımız soluklarla değil,
soluk kesen anlarla ölçülür''
MUCİZE SENSİN
.Seni sen olduğun için değil, senin yanında olduğum zaman, ben olduğum için seviyorum.
2.Hiç kimse senin gözyaşlarını haketmez, onu hakeden seni asla ağlatmayacak olandır.
3. Birinin seni senin istediğin gibi sevmemesi, onun seni tüm varlığıyla sevmediği anlamına gelmez.
...
4.Gerçek dost, elini tuttuğunda kalbine de dokunandır.
5.Birini özlemenin en kötü yolu, yanyana oturduğun halde onu hiçbir zaman elde edemeyeceğini bilmendir.
6.Üzüntülü olduğun zamanlarda bile gülümsemeyi asla bırakma, biri gülümsemene aşık olabilir.
7. Bu dünyada bir insan olabilirsin ama birisi için bir dünya olabilirsin.
8.Zamanını seninle geçirmekle ilgilenmeyen biriyle zamanını harcama.
9. Belki de Allah doğru kişi ile karşılaşmadan önce yanlış insanlarla karşılaşmamızı istemiştir. Minnet duygusunu böyle tadacağız.
10.Bir sona geldiğin için ağlama, onu yaşadığın için gülümse.
11.Seni kıracak insanlar her zaman olacaktır, öyleyse güvenmeye ihtiyacın var, sadece dikkatli ol.
12.Daha iyi bir insan ol ve yeni bir insanla karşılaşmadan o kişinin de senin kim olduğunu bildiğini ümit etmeden önce kendinin kim olduğunu bildiğinden emin ol.
13. Çok fazla uğraşma, en iyi şeyler ummadığın zamanlarda olur.
Bunu, çok sık görüşmeseniz de, çok fazla aramasanız da, her ne sebeple olursa olsun arkadaşınız olanlara söyleyin.
“OLAN HERŞEYİN ARKASINDA BİR SEBEP VARDIR.”
HİÇBİR ŞEY TESADÜF DEĞİLDİR..
-GABRIEL GARCÍA MÁRQUEZ -
2.Hiç kimse senin gözyaşlarını haketmez, onu hakeden seni asla ağlatmayacak olandır.
3. Birinin seni senin istediğin gibi sevmemesi, onun seni tüm varlığıyla sevmediği anlamına gelmez.
...
4.Gerçek dost, elini tuttuğunda kalbine de dokunandır.
5.Birini özlemenin en kötü yolu, yanyana oturduğun halde onu hiçbir zaman elde edemeyeceğini bilmendir.
6.Üzüntülü olduğun zamanlarda bile gülümsemeyi asla bırakma, biri gülümsemene aşık olabilir.
7. Bu dünyada bir insan olabilirsin ama birisi için bir dünya olabilirsin.
8.Zamanını seninle geçirmekle ilgilenmeyen biriyle zamanını harcama.
9. Belki de Allah doğru kişi ile karşılaşmadan önce yanlış insanlarla karşılaşmamızı istemiştir. Minnet duygusunu böyle tadacağız.
10.Bir sona geldiğin için ağlama, onu yaşadığın için gülümse.
11.Seni kıracak insanlar her zaman olacaktır, öyleyse güvenmeye ihtiyacın var, sadece dikkatli ol.
12.Daha iyi bir insan ol ve yeni bir insanla karşılaşmadan o kişinin de senin kim olduğunu bildiğini ümit etmeden önce kendinin kim olduğunu bildiğinden emin ol.
13. Çok fazla uğraşma, en iyi şeyler ummadığın zamanlarda olur.
Bunu, çok sık görüşmeseniz de, çok fazla aramasanız da, her ne sebeple olursa olsun arkadaşınız olanlara söyleyin.
“OLAN HERŞEYİN ARKASINDA BİR SEBEP VARDIR.”
HİÇBİR ŞEY TESADÜF DEĞİLDİR..
-GABRIEL GARCÍA MÁRQUEZ -
29 Aralık 2011 Perşembe
Önce Kendini Düşün
Bu aslında uygulanması çok zor olan bir maddedir.
Birçok insanın içinden “Çocuklarım”, “Eşim”, “Sevdiklerim” diye bağırdığını buradan bile duyabiliyorum.
Birileri için iyi bir şeyler yapmak, onlara sahip çıkmak, sevmek bizi iyi bir insan hale getirir.
...
Sevgi dolu, düşünceli ve sevilen insanlar oluruz ama bunun kesin bir sınırı olmalıdır.
Bu sınırın ne olduğu herkese göre farklı olsa da, genel olarak zarar gördüğün noktada duvarları koyabilmek diyebiliriz.
“Sen mutlu olmazsan başkasını nasıl mutlu edebilirsin ki?” çok önemli bir sorudur.
Geçici çözümler, olayları ört bas etmek, mutluymuş gibi davranmak sorunu çığ gibi büyütür ve bir patlamaya dönüştürür.
Sorunlar üst üste bindikçe sorunun özünden çok sonuçları önem kazanır ve kayıplar büyük olur.
Birçok insanın içinden “Çocuklarım”, “Eşim”, “Sevdiklerim” diye bağırdığını buradan bile duyabiliyorum.
Birileri için iyi bir şeyler yapmak, onlara sahip çıkmak, sevmek bizi iyi bir insan hale getirir.
...
Sevgi dolu, düşünceli ve sevilen insanlar oluruz ama bunun kesin bir sınırı olmalıdır.
Bu sınırın ne olduğu herkese göre farklı olsa da, genel olarak zarar gördüğün noktada duvarları koyabilmek diyebiliriz.
“Sen mutlu olmazsan başkasını nasıl mutlu edebilirsin ki?” çok önemli bir sorudur.
Geçici çözümler, olayları ört bas etmek, mutluymuş gibi davranmak sorunu çığ gibi büyütür ve bir patlamaya dönüştürür.
Sorunlar üst üste bindikçe sorunun özünden çok sonuçları önem kazanır ve kayıplar büyük olur.
2 Aralık 2011 Cuma
İlk Aşk
İLK AŞK
Başkalarına sevginizi vermek, kendinizi ne kadar sevdiğinizle doğru orantılıdır. Sevgi, onların sizi tatmin edip etmediğine aldırmadan başkalarının kendi istedikleri gibi olmalarına izin verme yeteneği ve isteğidir. Bunu ancak kendinizi severek gerçekleştirebilirsiniz.
Kendinize güveniyorsanız, ne başkalarının sizin gibi olmasını ister ne de buna ihtiyaç duyarsınız. Kendinizi değersiz olarak nitelendirirseniz sevginizi başkasına vermek imkansız hale gelir. Kendisini sevilmeye değer bir insan olduğu düşüncesini taşıyan insan, “seni seviyorum demekte zorlanmaz. Bir karşılık alıp almaması önemli değildir çünkü bunu kendi değeri ile ilişkilendirmez. Kendinizden nefret etmeniz sadece paralize olup manevi zarar görmenize yol açar.
Kendi hakkınızdaki duygular fiziksel, entelektüel, sosyal ve duygusal olarak dörde ayrılır. Bunların tümünde siz, yani kabullendiğiniz ya da reddettiğiniz kişi bulunur. Belirli bir andaki tavrınızı beğenmeyebilirsiniz ama bunun değerinizle bir ilgisi yoktur.
Size dair her şey fiziksel sizle başlar. Vücudunuzu seviyor musunuz; vücudunu sevmemek, kendini bir insan olarak kabul etmediğiniz anlamına gelir. Hoşlanmadığınız fiziksel özellikleriniz varsa, ilk hedefiniz onları değiştirmek olsun. Saç modelini değiştirmek, kilo vermek vb… Değiştiremeyeceğiniz yönlerinize ise değişik bir gözle bakmayı deneyin.
Fiziksel sizi sevmeye karar verin. Böylece toplumun güzellik tanımının üzerine çıkar, başkalarının görüş ve karşılaştırmalarını reddetmiş olursunuz. Herhangi bir kozmetik ürününü kullanmaya karar verdiğinizde bunu kötü bir yanınızı gizlemek için değil bir değişiklik yapmak ya da kişisel doyumunuz için yapın.
Kendinizi ne kadar mutlu hissederseniz o kadar zeki olursunuz. Kendi kişisel standartlarınızı kendinize uygulayarak zeki olmayı seçin. Yetenek, öğrenilebilir bir görevde mükemmele ulaşabilmek için kişinin gereksinim duyduğu zaman dilimidir, doğuştan gelmez sadece bir zaman sorunudur. Bu inanca dayanak da standart yetenek testlerinin sonucudur. Bir sınıfın en iyilerinin ettiği skor, bir üst sınıfın tüm öğrencileri tarafından elde edilmektedir.
Tercih ettiğiniz kadar sosyalsiniz. Sosyal tavırlarınızdan hoşlanmıyorsanız tavrınızı değiştirmeye uğraştırın ve bu durumu kendi değerlerinizle karıştırmayın. Tüm yetenekler, kendi tercihlerinizin sonucudur.
Kendinizi sevmenin çeşitli görünümleri vardır ama siz muhtemelen kendinizi aşağılayıcı tavırlardan bazılarına sahipsiniz.
• Size yapılan iltifatları reddetmek,
• Güzel görünümünüze mazeret bulmak,
• Başkalarının ağzıyla konuşmak; “kocam diyor ki” vb…
• Fikirlerinizi başkalarına onaylatmak; “öyle değil mi?” vb…
• Layık olmadığınızı düşünerek sahip olmayı istediğiniz şeylere ilgi göstermemek,
• Boşa para harcadığınızı düşünerek hoşunuza giden şeylerden kaçınmak.
Bu davranışları her gösterdiğinizde, başkalarını suçlayıcı davranışlarda bulunarak yaşamınızda bir sevgi yaratma şansınızı azaltırsınız, bu sevgi ister kendinize ister başkalarına duyulsun.
Öz sevgi, kendinizi değerli bir insan olarak kabul etmek, kabullenmek ve şikayet etmemektir. Kabullenmek ise elinizden hiçbir şey gelmeyen konularda şikâyetçi olmamaktır.
Şikayet etmenin en az sevildiği iki durum vardır.
• Birisine yorgun olduğunuzu söylemeniz,
• Birisine kendinizi iyi hissetmediğinizi söylemeniz.
Bunlar, şikayet ettiğiniz kişileri kötüye kullanmaktır çünkü bu şikayetler ne yorgunluğunuzu gidermeyi ne de kendinizi iyi hissetmenizi sağlar. Kendinizden şikayet etmek yararsızdır, etkili yaşamınızı engeller ve sevgi alıp verme çabalarınızda paralize olmanıza neden olur. Kendinizi gerçekten seviyorsanız, ellerinden hiçbir şey gelmeyecek insanlara dert yanmak savunulamayacak bir saçmalık olur.
Öz sevgi kesinlikle megolomani veya böbürlenme değildir. Öz sevgi kendini sevmek, başkalarının sevgisine gerek duymamaktır. Kendinizi olduğunuz gibi kabullenmeniz yeterlidir.
Etkili bir insan olmayı öğrenmenin temeli, kendinizi aşağılayan tavırlar göstermenizin nedenini anlamaktır. Size ne kadar önemsiz görünse de, kendinizi suçlayıcı tavırlar seçmenizin nedenini bulmalısınız. Kendinizi sevmeyi tercih etmez ve başkalarına kıyasla kendinizi önemsiz görürseniz, şunları yaparsınız:
• Yaşamınızda neden sevgi olmadığına dair hazır bir mazeretiniz olur, sevilmeye değmediğinizi düşünürsünüz. Reddedilme ya da beğenilme riskine karşı diğer insanlarla sevgi ilişkileri kurmaktan kaçınabilirsiniz.
• Olduğunuz gibi kalmanın daha kolay olduğunu keşfedersiniz. Böylece gelişmeye yönelik çabalar saçma olacaktır.
• Kendi dertleriniz için suçlayacak uygun günah keçileri sahip olursunuz.
• Kendinize acımak kaçış yolunuz olur.
• İyi bir çocuk olma noktasına kadar gerileyebilir, çocukluğunuzun unutulmuş tepkilerini tekrarlayabilirsiniz. Böylece sizden üstün gördüğünüz “büyük” insanları memnun edersiniz. Geri çekilmek risk almaktan daha güvenlidir.
• Başkalarını kendinizden daha önemli yaparak, onlara dayanma tavrını tekrar geliştirebilirsiniz.
Tüm bunlar kişinin kendisini küçük görücü sonuçlar doğuran savunma mekanizmalarıdır. Kendinizi salıvermek, ayağa kalkmaya çalışmaktan daha kolay ve risksizdir ama unutmayın ki, yaşamın tek göstergesi gelişimdir.
Öz sevgiye yönelik çabalar akılla başlar. Düşüncelerinizi kontrol etmeyi öğrenebilirsiniz. Bunun için kendinizi kınayıcı tavırlar gösterdiğiniz zamanlarda uyanık olmayı bilmelisiniz. Kendinizi, “o kadar zeki değilim, bunun nedeni şanslı olmam” derken yakalarsanız, “kendimi kötüleyen bir davranışta bulundum ama bunun farkındayım ve bir dahaki sefere yaşamım boyunca söylediğim bu sözleri söylemekten kaçınacağım” demelisiniz. Yapmamanız gereken bu hatayı “şanslı olduğumu söyledim ama bunun şansla bir ilgisi yok çünkü başarı benim hakkım ve onu hak ediyorum” gibi bir ifadeyle düzeltmektir.
Kendi değerinize dayanan bir öz güven düşüncesi geliştirmek sürecinde yapmamanız gerekenlere örnekler:
• Size sevgi ve kabullenmeyle yaklaşma çabaları gösteren insanlara yeni tepkiler vermeyi seçin. Bu tip tavırlardan hemen kuşkulanmak yerine “teşekkür ederim” vb… sözler söyleyin.
• Gerçekten sevgi duyduğunuz birisine hiç çekinmeden “seni seviyorum” deyin ve ne tepki alırsanız alın, bu riski almaktan korkmadığınız için kendinizi kutlayın.
• Kıskançlığın her türünün kendini aşağılama olduğunu fark edin ve onu yok edin. Kıskançlık, kendi değerinizi başkalarıyla kıyaslayarak belirlemedir. Unutmayın, başka kişilerin sizde kıskançlık duyguları uyandıran davranışları, kendi değerinizi ölçmek için ölçü değildir.
• Kendinize sadece kendi başınıza yapabileceğiniz faaliyetler için vakit ayırın. Çok pahalı da olsa bir hediye alın, sevdiğiniz ürünlere karşı dirençsiz olun.
• Vücudunuzu sevin. Cinsel yaşamınızda eşinizin zevkini kendi zevkinizden daha önemli görmeyin. Başkalarına zevk vermenin yolu kendiniz içinde zevki seçmenizden geçer çünkü buna layıksınız.
• Herhangi bir işteki performansınızı, kendinize verdiğiniz değerle ilişkilendirmeyin. Şunu unutmayın; başarı ya da başarısızlığın değerinizle hiçbir ilgisi yoktur. Kendinize verdiğiniz değeri dışınızdaki başarıya dayandırmak, onu başka bir insanın fikriyle ölçmek kadar saçmadır.
• Kendinizi kabul edin, şikayet etmekten kaçının.
• Kendinizi her zaman ve her koşulda sevin.
• Sevgiyi verin ve alın.
__Wayne W Dyer’ın aynı adlı kitabından
Başkalarına sevginizi vermek, kendinizi ne kadar sevdiğinizle doğru orantılıdır. Sevgi, onların sizi tatmin edip etmediğine aldırmadan başkalarının kendi istedikleri gibi olmalarına izin verme yeteneği ve isteğidir. Bunu ancak kendinizi severek gerçekleştirebilirsiniz.
Kendinize güveniyorsanız, ne başkalarının sizin gibi olmasını ister ne de buna ihtiyaç duyarsınız. Kendinizi değersiz olarak nitelendirirseniz sevginizi başkasına vermek imkansız hale gelir. Kendisini sevilmeye değer bir insan olduğu düşüncesini taşıyan insan, “seni seviyorum demekte zorlanmaz. Bir karşılık alıp almaması önemli değildir çünkü bunu kendi değeri ile ilişkilendirmez. Kendinizden nefret etmeniz sadece paralize olup manevi zarar görmenize yol açar.
Kendi hakkınızdaki duygular fiziksel, entelektüel, sosyal ve duygusal olarak dörde ayrılır. Bunların tümünde siz, yani kabullendiğiniz ya da reddettiğiniz kişi bulunur. Belirli bir andaki tavrınızı beğenmeyebilirsiniz ama bunun değerinizle bir ilgisi yoktur.
Size dair her şey fiziksel sizle başlar. Vücudunuzu seviyor musunuz; vücudunu sevmemek, kendini bir insan olarak kabul etmediğiniz anlamına gelir. Hoşlanmadığınız fiziksel özellikleriniz varsa, ilk hedefiniz onları değiştirmek olsun. Saç modelini değiştirmek, kilo vermek vb… Değiştiremeyeceğiniz yönlerinize ise değişik bir gözle bakmayı deneyin.
Fiziksel sizi sevmeye karar verin. Böylece toplumun güzellik tanımının üzerine çıkar, başkalarının görüş ve karşılaştırmalarını reddetmiş olursunuz. Herhangi bir kozmetik ürününü kullanmaya karar verdiğinizde bunu kötü bir yanınızı gizlemek için değil bir değişiklik yapmak ya da kişisel doyumunuz için yapın.
Kendinizi ne kadar mutlu hissederseniz o kadar zeki olursunuz. Kendi kişisel standartlarınızı kendinize uygulayarak zeki olmayı seçin. Yetenek, öğrenilebilir bir görevde mükemmele ulaşabilmek için kişinin gereksinim duyduğu zaman dilimidir, doğuştan gelmez sadece bir zaman sorunudur. Bu inanca dayanak da standart yetenek testlerinin sonucudur. Bir sınıfın en iyilerinin ettiği skor, bir üst sınıfın tüm öğrencileri tarafından elde edilmektedir.
Tercih ettiğiniz kadar sosyalsiniz. Sosyal tavırlarınızdan hoşlanmıyorsanız tavrınızı değiştirmeye uğraştırın ve bu durumu kendi değerlerinizle karıştırmayın. Tüm yetenekler, kendi tercihlerinizin sonucudur.
Kendinizi sevmenin çeşitli görünümleri vardır ama siz muhtemelen kendinizi aşağılayıcı tavırlardan bazılarına sahipsiniz.
• Size yapılan iltifatları reddetmek,
• Güzel görünümünüze mazeret bulmak,
• Başkalarının ağzıyla konuşmak; “kocam diyor ki” vb…
• Fikirlerinizi başkalarına onaylatmak; “öyle değil mi?” vb…
• Layık olmadığınızı düşünerek sahip olmayı istediğiniz şeylere ilgi göstermemek,
• Boşa para harcadığınızı düşünerek hoşunuza giden şeylerden kaçınmak.
Bu davranışları her gösterdiğinizde, başkalarını suçlayıcı davranışlarda bulunarak yaşamınızda bir sevgi yaratma şansınızı azaltırsınız, bu sevgi ister kendinize ister başkalarına duyulsun.
Öz sevgi, kendinizi değerli bir insan olarak kabul etmek, kabullenmek ve şikayet etmemektir. Kabullenmek ise elinizden hiçbir şey gelmeyen konularda şikâyetçi olmamaktır.
Şikayet etmenin en az sevildiği iki durum vardır.
• Birisine yorgun olduğunuzu söylemeniz,
• Birisine kendinizi iyi hissetmediğinizi söylemeniz.
Bunlar, şikayet ettiğiniz kişileri kötüye kullanmaktır çünkü bu şikayetler ne yorgunluğunuzu gidermeyi ne de kendinizi iyi hissetmenizi sağlar. Kendinizden şikayet etmek yararsızdır, etkili yaşamınızı engeller ve sevgi alıp verme çabalarınızda paralize olmanıza neden olur. Kendinizi gerçekten seviyorsanız, ellerinden hiçbir şey gelmeyecek insanlara dert yanmak savunulamayacak bir saçmalık olur.
Öz sevgi kesinlikle megolomani veya böbürlenme değildir. Öz sevgi kendini sevmek, başkalarının sevgisine gerek duymamaktır. Kendinizi olduğunuz gibi kabullenmeniz yeterlidir.
Etkili bir insan olmayı öğrenmenin temeli, kendinizi aşağılayan tavırlar göstermenizin nedenini anlamaktır. Size ne kadar önemsiz görünse de, kendinizi suçlayıcı tavırlar seçmenizin nedenini bulmalısınız. Kendinizi sevmeyi tercih etmez ve başkalarına kıyasla kendinizi önemsiz görürseniz, şunları yaparsınız:
• Yaşamınızda neden sevgi olmadığına dair hazır bir mazeretiniz olur, sevilmeye değmediğinizi düşünürsünüz. Reddedilme ya da beğenilme riskine karşı diğer insanlarla sevgi ilişkileri kurmaktan kaçınabilirsiniz.
• Olduğunuz gibi kalmanın daha kolay olduğunu keşfedersiniz. Böylece gelişmeye yönelik çabalar saçma olacaktır.
• Kendi dertleriniz için suçlayacak uygun günah keçileri sahip olursunuz.
• Kendinize acımak kaçış yolunuz olur.
• İyi bir çocuk olma noktasına kadar gerileyebilir, çocukluğunuzun unutulmuş tepkilerini tekrarlayabilirsiniz. Böylece sizden üstün gördüğünüz “büyük” insanları memnun edersiniz. Geri çekilmek risk almaktan daha güvenlidir.
• Başkalarını kendinizden daha önemli yaparak, onlara dayanma tavrını tekrar geliştirebilirsiniz.
Tüm bunlar kişinin kendisini küçük görücü sonuçlar doğuran savunma mekanizmalarıdır. Kendinizi salıvermek, ayağa kalkmaya çalışmaktan daha kolay ve risksizdir ama unutmayın ki, yaşamın tek göstergesi gelişimdir.
Öz sevgiye yönelik çabalar akılla başlar. Düşüncelerinizi kontrol etmeyi öğrenebilirsiniz. Bunun için kendinizi kınayıcı tavırlar gösterdiğiniz zamanlarda uyanık olmayı bilmelisiniz. Kendinizi, “o kadar zeki değilim, bunun nedeni şanslı olmam” derken yakalarsanız, “kendimi kötüleyen bir davranışta bulundum ama bunun farkındayım ve bir dahaki sefere yaşamım boyunca söylediğim bu sözleri söylemekten kaçınacağım” demelisiniz. Yapmamanız gereken bu hatayı “şanslı olduğumu söyledim ama bunun şansla bir ilgisi yok çünkü başarı benim hakkım ve onu hak ediyorum” gibi bir ifadeyle düzeltmektir.
Kendi değerinize dayanan bir öz güven düşüncesi geliştirmek sürecinde yapmamanız gerekenlere örnekler:
• Size sevgi ve kabullenmeyle yaklaşma çabaları gösteren insanlara yeni tepkiler vermeyi seçin. Bu tip tavırlardan hemen kuşkulanmak yerine “teşekkür ederim” vb… sözler söyleyin.
• Gerçekten sevgi duyduğunuz birisine hiç çekinmeden “seni seviyorum” deyin ve ne tepki alırsanız alın, bu riski almaktan korkmadığınız için kendinizi kutlayın.
• Kıskançlığın her türünün kendini aşağılama olduğunu fark edin ve onu yok edin. Kıskançlık, kendi değerinizi başkalarıyla kıyaslayarak belirlemedir. Unutmayın, başka kişilerin sizde kıskançlık duyguları uyandıran davranışları, kendi değerinizi ölçmek için ölçü değildir.
• Kendinize sadece kendi başınıza yapabileceğiniz faaliyetler için vakit ayırın. Çok pahalı da olsa bir hediye alın, sevdiğiniz ürünlere karşı dirençsiz olun.
• Vücudunuzu sevin. Cinsel yaşamınızda eşinizin zevkini kendi zevkinizden daha önemli görmeyin. Başkalarına zevk vermenin yolu kendiniz içinde zevki seçmenizden geçer çünkü buna layıksınız.
• Herhangi bir işteki performansınızı, kendinize verdiğiniz değerle ilişkilendirmeyin. Şunu unutmayın; başarı ya da başarısızlığın değerinizle hiçbir ilgisi yoktur. Kendinize verdiğiniz değeri dışınızdaki başarıya dayandırmak, onu başka bir insanın fikriyle ölçmek kadar saçmadır.
• Kendinizi kabul edin, şikayet etmekten kaçının.
• Kendinizi her zaman ve her koşulda sevin.
• Sevgiyi verin ve alın.
__Wayne W Dyer’ın aynı adlı kitabından
1 Eylül 2011 Perşembe
OSHO
Ne olman gerektiğini sana söyleyenleri asla dinleme.
HEP KENDİ İÇ SESİNİ DİNLE. Sen nasıl olmak istiyorsun?
Yoksa hayatın harcanır gider..
...
Eğer ilk adımı attıysan ancak 2.si mümkün olur.
ASLA MASKE TAKMA. Öfkeliysen öfkeli ol.
Bu risklidir; ama gülümseme, çünkü bu dürüst olmaz.
Tüm mekanizman ters yüz olmuş.
Çünkü kızmak istediğinde kızmadın, nefret etmek istediğinde etmedin.
Şimdi sevmek istiyorsun; aniden mekanizmanın çalışmadığını farkediyorsun.
Öfkesini bastıran insanlar hep çok yerler, öfkeli insanlar daha fazla sigara içerler.
Çünkü öfke tırnak ve dişlerden boşaltılır.
SAHİCİ OL.Şimdiki zamana sadık kal.
Çünkü tüm yalanlar geçmişten ya da gelecekten içeri sızar.
Geçmişi bir yük gibi üzerinde taşıma, gereksiz yere de gelecekle uğraşma.
OSHO
***
HEP KENDİ İÇ SESİNİ DİNLE. Sen nasıl olmak istiyorsun?
Yoksa hayatın harcanır gider..
...
Eğer ilk adımı attıysan ancak 2.si mümkün olur.
ASLA MASKE TAKMA. Öfkeliysen öfkeli ol.
Bu risklidir; ama gülümseme, çünkü bu dürüst olmaz.
Tüm mekanizman ters yüz olmuş.
Çünkü kızmak istediğinde kızmadın, nefret etmek istediğinde etmedin.
Şimdi sevmek istiyorsun; aniden mekanizmanın çalışmadığını farkediyorsun.
Öfkesini bastıran insanlar hep çok yerler, öfkeli insanlar daha fazla sigara içerler.
Çünkü öfke tırnak ve dişlerden boşaltılır.
SAHİCİ OL.Şimdiki zamana sadık kal.
Çünkü tüm yalanlar geçmişten ya da gelecekten içeri sızar.
Geçmişi bir yük gibi üzerinde taşıma, gereksiz yere de gelecekle uğraşma.
OSHO
***
Kendinizi Başkasına Anlatmayın
Kendinizi başkasına anlatmayın.
Sizi sevenin buna ihtiyacı yoktur. Sevmeyen de inanmayacaktır zaten.
Onun hayatında bir seçeneksen, onun senin bir önceliğin olmasına izin verme. İlişkiler en iyi dengeli olduğunda yürür.
Uyandığında iki seçeneğin var.
Tekrar uyuyup bir rüya görmek, ya da uyanıp rüyanın peşinde koşmak.
...Bize değer verenleri ağlatır, vermeyenler için ağlarız.
Bizim için hiç ağlamayacaklara değer veririz.
Garip ama gerçek...
Bir kez bunu anlasak değişmek için hiç bir şey geç değil.
Mutluyken söz, üzgünsen cevap, öfkeliysen karar verme.
Zaman nehir gibidir. Aynı suda iki kez yıkanılmaz.
An'ı yaşa, geçen su bir daha gelmez.
Hep meşgulsen, hiç müsait olamazsın.
Hep zamanının olmadığnı söylersen, hiç zamanın olamaz.
Hep "yarın yapcağım" dersen, yarın hiç gelmez...
Sizi sevenin buna ihtiyacı yoktur. Sevmeyen de inanmayacaktır zaten.
Onun hayatında bir seçeneksen, onun senin bir önceliğin olmasına izin verme. İlişkiler en iyi dengeli olduğunda yürür.
Uyandığında iki seçeneğin var.
Tekrar uyuyup bir rüya görmek, ya da uyanıp rüyanın peşinde koşmak.
...Bize değer verenleri ağlatır, vermeyenler için ağlarız.
Bizim için hiç ağlamayacaklara değer veririz.
Garip ama gerçek...
Bir kez bunu anlasak değişmek için hiç bir şey geç değil.
Mutluyken söz, üzgünsen cevap, öfkeliysen karar verme.
Zaman nehir gibidir. Aynı suda iki kez yıkanılmaz.
An'ı yaşa, geçen su bir daha gelmez.
Hep meşgulsen, hiç müsait olamazsın.
Hep zamanının olmadığnı söylersen, hiç zamanın olamaz.
Hep "yarın yapcağım" dersen, yarın hiç gelmez...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)