Her ne kadar ikisi çok benzer gibi görünse de ikisi arasında çok büyük bir fark vardır. Kişinin kendisini sağlıklı bir biçimde sevmesinin çok büyük bir dini değeri vardır. Kendisini sevmeyen kişi asla başka birisini seve...meyecektir. İlk sevgi halkası kalbinde ortaya çıkmalıdır. Şayet o senin için ortaya çıkmamışsa başka kimse için çıkamaz çünkü herkes senden çok daha uzaktadır.
Bu durgun bir göle taş atmak gibidir; ilk halka taşın etrafında oluşur ve sonra uzak kıyılara doğru yayılmaya devam edecektir. İlk sevgi halkası senin etrafında olmalıdır. Kişi kendi bedenini sevmelidir, kişi kendi ruhunu sevmelidir, kişi kendi bütünlüğünü sevmelidir.
Ve bu doğaldır; aksi taktirde hayatta bile kalamazdın. Ve bu güzeldir çünkü o seni güzelleştirir. Kendisini seven kişi zarif, alımlı olur. Kendisini seven kişinin, kendisini sevmeyen kişiden daha sessiz olması, daha meditasyon halinde, daha dua ile dolu olması kaçınılmazdır.
Eğer evini sevmezsen onu temizlemeyeceksin; eğer evi sevmezsen onu boyamayacaksın; eğer sevmezsen onu, nilüfer havuzu olan güzel bir bahçe ile çevrelemeyeceksin. Eğer kendini seversen kendinin etrafında bir bahçe yaratacaksın. Kendi potansiyelini geliştirmeye çalışacaksın, içindeki her şeyi ifade etmek için ortaya çıkarmaya çalışacaksın. Eğer seversen kendi üzerine yağdıracaksın, kendini beslemeye devam edeceksin.
Ve eğer kendini seversen şaşıracaksın: Diğerleri seni sevecektir. Hiç kimse kendisini sevmeyen kişiyi sevmez. Sen bile kendini sevemezsen başka kim bu derdi üstlenecek? Ve kendisini sevmeyen kişi tarafsız kalamaz. Unutma hayatta tarafsızlık yoktur.
Kendini sevmeyen insan kendinden nefret eder, nefret etmek zorunda kalacaktır; hayat tarafsızlık tanımaz. Hayat her zaman bir seçimdir. Eğer sevmezsen bu, sadece sevmeme halinin içinde kalabileceğin anlamına gelmez. Hayır, nefret edeceksin. Ve kendinden nefret eden kişi tahripkâr hale gelir. Kendinden nefret eden kişi diğer herkesten nefret edecektir; o son derece öfkeli ve saldırgan ve sürekli olarak hiddet içerisinde olacaktır. Kendinden nefret eden kişi nasıl diğerlerinin onu seveceğini umut edebilir? Onun tüm yaşamı mahvolacaktır. Kişinin kendisini sevmesi çok büyük bir dini değerdir.
OSHO
16 Haziran 2011 Perşembe
4 Mayıs 2011 Çarşamba
Kendini Bil Yeter sana
Bak dostum!
Cahil ile dost olma: İlim bilmez, irfan bilmez, söz bilmez; üzülürsün....
Saygısızla dost olma: Usul bilmez, adap bilmez, sınır bilmez; üzülürsün.
Aç gözlü ile dost olma: İkram bilmez, kural bilmez, doymak bilmez; üzülürsün,
Görgüsüzle dost olma: Yol bilmez, yordam bilmez, kural bilmez; üzülürsün.
Kibirliyle dost olma: Hal bilmez, ahval bilmez, gönül bilmez; üzülürsün.
Ukalayla dost olma: Çok konuşur, boş konuşur, kem konuşur; üzülürsün.
Namertle dost olma: Mertlik bilmez, yürek bilmez, dost bilmez; üzülürsün.
— İlim bil, irfan bil, söz bil.
— İkram bil, kural bil, doyum bil.
— Usul bil, adap bil, sınır bil.
— Yol bil, yordam bil.
— Hal bil, ahval bil, gönül bil.
— Çok konuşma, boş konuşma, kem konuşma.
— Mert ol, yürekli ol.
— Kimsenin umudunu kırma.
Sen seni bil; ömrünce bu yeter sana.
Cahil ile dost olma: İlim bilmez, irfan bilmez, söz bilmez; üzülürsün....
Saygısızla dost olma: Usul bilmez, adap bilmez, sınır bilmez; üzülürsün.
Aç gözlü ile dost olma: İkram bilmez, kural bilmez, doymak bilmez; üzülürsün,
Görgüsüzle dost olma: Yol bilmez, yordam bilmez, kural bilmez; üzülürsün.
Kibirliyle dost olma: Hal bilmez, ahval bilmez, gönül bilmez; üzülürsün.
Ukalayla dost olma: Çok konuşur, boş konuşur, kem konuşur; üzülürsün.
Namertle dost olma: Mertlik bilmez, yürek bilmez, dost bilmez; üzülürsün.
— İlim bil, irfan bil, söz bil.
— İkram bil, kural bil, doyum bil.
— Usul bil, adap bil, sınır bil.
— Yol bil, yordam bil.
— Hal bil, ahval bil, gönül bil.
— Çok konuşma, boş konuşma, kem konuşma.
— Mert ol, yürekli ol.
— Kimsenin umudunu kırma.
Sen seni bil; ömrünce bu yeter sana.
OLUN
Küçük dokunuşlar dramatik etkiler yaratır. Aşağıdaki yöntemler de sabır ve azimle uygulamaya devam ettiğiniz takdirde hayatınızda fiziksel, ruhsal, duygusal, zihinsel ve finansal açıdan devrim yaratacak güçte olan küçük dokunuşlar!
1. Saf su için: Vücudumuzun %70’i sudur. Diğer sebeplere atfedilen birçok hastalığın sebebi aslında temiz... su tüketilmemesidir. Bu yüzden evinize bir su damıtma ya da filtreleme sistemi kurabilirsiniz. Bunun yanı sıra, çoğu kişi yeterli miktarda su tüketmez. Susadığımızda içtiğimiz su yeterli değildir ne yazık ki! Ayrıca çay, kahve gibi içecekler vücudumuzda ekstra su kaybına neden olurlar. Bu ise ciddi hastalıkların habercisidir. Sözün kısası, günde en az 8–12 bardak arıtılmış su için ki bu en önemli hayat kaynağından mahrum etmeyin kendinizi.
2. Düzenli egzersiz yapın: Düzenli egzersiz yaşlanmayı yavaşlatır, hatta bir ölçüde tersine çevirir. Daha seyrek hastalanır, gün içinde çok daha fazla enerjik olursunuz. En önemlisi de, yaşınız kaç olursa olsun egzersizin kesinlikle ve kesinlikle faydasını görürsünüz. Yoga harika bir egzersiz metodu! İç organlarınızı denge ve düzene soktuğu gibi kaslarınızı nazikçe gerip esnetir ve güçlendirir. Günde 15–20 dakika yürümek bile son derece yararlıdır. Mevcut sağlık durumunuz belirlemek ve size uygun egzersiz önerilerini almak için doktorunuza başvurabilirsiniz.
3. Meditaston yapın: Düzenli olarak meditasyon yapanlar, kronolojik yaşlarından 10–20 yaş daha gençtirler! Meditasyon ile gün boyu konsantrasyonunuz ve farkındalığınız daha yüksek, hayatın güçlüklerine karşı daha güçlü ve güven dolu olursunuz. Sessiz bir yerde tek başınıza oturmak, gözlerinizi kapatmak ve nefes alış-verişlerinize odaklanmak çok basit ve etkili bir meditasyon şeklidir. Diğer meditasyon türlerini de öğrenebilirsiniz. Meditasyon sizi daha şefkatli, daha nazik, daha lütufkâr, daha nazik, daha ılımlı ve daha sabırlı bir kişi yapar. Aynı zamanda yaşama daha fazla değer vermenizi sağlar.
4. Affedici olun: Kin beyin kapasitemizi düşürür, fonksiyonlarını yavaşlatır. Zihnimizi neye odaklarsak, onu büyütürüz; bu nefret ve kin için de geçerlidir. Bu yüzden enerji kapasitemizi negatif içeriği olan bir şeye yöneltirsek asla önemli işler başaramaz, hedeflerimize ulaşamayız. Unutmayın, affetmek affettiğiniz kişi için değil, sizin içindir… Affetmek enerjinizi özgür bırakır. Bu yüzden kin ve nefretten vazgeçin ve kökeni ne kadar eskiye dayanırsa dayansın uzlaşma ve barış yoluna gidin.
5. Zihninizi ıvır zıvırdan arındırın: Eğer yaşamınızda yeni fırsatlar ve tecrübeler istiyorsanız, onlara yer açmalısınız. Öncelikle, sizi geçmişe sürüklemekten başka bir işe yaramayan ıvır zıvır olaylardan ve nesnelerden kurtarın zihninizi. Bu; kullanmadığınız ama size kötü bir hatıranızı hatırlatan bir kazak, kilerde sakladığınız kullanılmayan kap-kaçak, eski ilişkiler veya köhne ve modası geçmiş bir düşünce tarzı olabilir. İnatla eskiye sıkı sıkıya yapışmak, geleceğe yer bırakmaz. O halde dolabınızı gözden geçirin ve bir ya da daha fazla senedir kullanmadığınız eşyaları ihtiyacı olan birine verin. Hayatınızdaki ilişkileri gözden geçirin. Dostluk, arkadaşlık, iş ve özel ilişkiler… Bunlardan hangisi sizi geleceğe pozitif bir bakış açısıyla taşıyor, hangisi geçmişin karanlık sularına gömüyor? Masanızı, bilgisayarınızı, dolaplarınızı ve hayatınızı temizleyin, fazlalıklardan arındırın. Yaşamınıza temiz hava girmesine izin verin!
6. Borçlarınızdan kurtulun: 5 lira borçlu olmak bile uykularınızı kaçırıyor ama borç almadan da geçiminizi sağlayamıyorsanız (taksitler/acil harcamalar…), hatta borçsuz yaşamak sizin için tatlı bir hayalse, bugün bu hayali gerçekleştirmeye başlayın. Aylık gelirinizin %10’unu borçlarınız için ayırın. İsterseniz bunu başarabilirsiniz. Tek yapmanız gereken her ay bu miktarı kenara ayırmanız gerektiğini zihninize yerleştirmek ve bir alışkanlık haline getirmek. Yavaş yavaş borçlarınızdan kurtulduğunuzda nasıl da hafiflediğinizi ve özgür hissettiğinizi göreceksiniz.
7. İlişkilerinizi gözden geçirin: Hemen her isteğimizi gerçekleştirmek için diğer insanlara ihtiyaç duyarız. Bir şey satın almak istediğimizde satış görevlisiyle, tatile çıkmak istediğimizde acente çalışanıyla, eve dönmek istediğimizde trafiktekilerle bir tür ilişki içinde oluruz. Bu yüzden ilişki ve iletişim becerileri hayatta sahip olmayı en çok istediğimiz becerilerdendir. Çünkü malumunuz her kapıyı açan bir anahtar vardır ama bu anahtar illa ki bir kişinin elindedir. İş yerindeki üstleriyle iyi ilişkiler içinde olan kişiler kendileriyle aynı yeteneklere sahip meslektaşlarından daha hızlı yükselirler. Ayrıca, işten atılacak en son kişidirler; atılsalar bile yeni bir iş bulmakta hiç güçlük çekmezler. Bu yüzden iyi bir iletişim ustası olmak hayati önem taşır. Eğer bu alanda kötüyseniz, kimi zaman ağzınızla kuş tutsanız da işe yaramaz. Bu alanda kendinize yatırım yapın; iletişim becerilerinizi geliştirmenin, kendinizi doğru ifade etmenin yollarını arayın. Kurslara katılabilir, iletişim kitapları okuyabilirsiniz.
8. Amaçlarınızı belirginleştirip gözden geçirin: Belirgin, açık ve net amaçlarınız olsun. Bunları yazılı hale getirin. Kuru kuruya amaç yetmiyor tabi. Bunları günbegün gözden geçirmeli, ne zaman ulaşacağınızı belirlemelisiniz. Ayrıca hayatınızın farklı alanlarına yönelik fiziksel, ruhsal, zihinsel, duygusal ve kariyer hedefleriniz olmalı. Amacınız yoksa rotasız bir gemi, yörüngesiz bir gezegen gibi savrulursunuz. Bu durumda bir hedefe varma ihtimalinizi de minimumdur.
9. Günlük plan yapın: Maksimum verimlilik için her gününüz için bir plan yapın. Yapılacaklar listesi hazırlayın. Bunları önceliğe göre sıralayın. Acil işlere “A”, önemli ama acil olmayan işlere “B”, aciliyeti ve pek de önemi olmayan işlere “C”, önemsiz işlere de “D” gibi işaretler vererek işinizi kolaylaştırabilirsiniz. “A” kategorisindekileri bitirdikten sonra kalan zamanınıza göre “B”ye, oradan da “C”ye geçersiniz. “D” kategorisini duruma göre elimine edebilirsiniz. Hayatınızın her saatinin muhasebesini yaparak yaşamalısınız. Başarılı kişilerin başarı sırrı budur. Günün 24 saatini 30’a yükseltmek değil, eldeki 24’ü verimli kullanmak…
10. Günlük tutun: Hayatımız, yaşadıklarımız kaydetmeye değer! Başınızdan geçenleri, bunlara verdiğiniz tepkileri, hissettiklerinizi, öğrendiklerinizi yazabileceğiniz bir günlüğünüz olsun. Günlük tutmak farkındalığınızı artırır, içsel iletişiminizi güçlendirir, sezgisel yeteneklerinizi kuvvetlendirir, kendinizi eksileriniz ve artılarınızla tanımanızı sağlar.
Asoka Selvarajah
1. Saf su için: Vücudumuzun %70’i sudur. Diğer sebeplere atfedilen birçok hastalığın sebebi aslında temiz... su tüketilmemesidir. Bu yüzden evinize bir su damıtma ya da filtreleme sistemi kurabilirsiniz. Bunun yanı sıra, çoğu kişi yeterli miktarda su tüketmez. Susadığımızda içtiğimiz su yeterli değildir ne yazık ki! Ayrıca çay, kahve gibi içecekler vücudumuzda ekstra su kaybına neden olurlar. Bu ise ciddi hastalıkların habercisidir. Sözün kısası, günde en az 8–12 bardak arıtılmış su için ki bu en önemli hayat kaynağından mahrum etmeyin kendinizi.
2. Düzenli egzersiz yapın: Düzenli egzersiz yaşlanmayı yavaşlatır, hatta bir ölçüde tersine çevirir. Daha seyrek hastalanır, gün içinde çok daha fazla enerjik olursunuz. En önemlisi de, yaşınız kaç olursa olsun egzersizin kesinlikle ve kesinlikle faydasını görürsünüz. Yoga harika bir egzersiz metodu! İç organlarınızı denge ve düzene soktuğu gibi kaslarınızı nazikçe gerip esnetir ve güçlendirir. Günde 15–20 dakika yürümek bile son derece yararlıdır. Mevcut sağlık durumunuz belirlemek ve size uygun egzersiz önerilerini almak için doktorunuza başvurabilirsiniz.
3. Meditaston yapın: Düzenli olarak meditasyon yapanlar, kronolojik yaşlarından 10–20 yaş daha gençtirler! Meditasyon ile gün boyu konsantrasyonunuz ve farkındalığınız daha yüksek, hayatın güçlüklerine karşı daha güçlü ve güven dolu olursunuz. Sessiz bir yerde tek başınıza oturmak, gözlerinizi kapatmak ve nefes alış-verişlerinize odaklanmak çok basit ve etkili bir meditasyon şeklidir. Diğer meditasyon türlerini de öğrenebilirsiniz. Meditasyon sizi daha şefkatli, daha nazik, daha lütufkâr, daha nazik, daha ılımlı ve daha sabırlı bir kişi yapar. Aynı zamanda yaşama daha fazla değer vermenizi sağlar.
4. Affedici olun: Kin beyin kapasitemizi düşürür, fonksiyonlarını yavaşlatır. Zihnimizi neye odaklarsak, onu büyütürüz; bu nefret ve kin için de geçerlidir. Bu yüzden enerji kapasitemizi negatif içeriği olan bir şeye yöneltirsek asla önemli işler başaramaz, hedeflerimize ulaşamayız. Unutmayın, affetmek affettiğiniz kişi için değil, sizin içindir… Affetmek enerjinizi özgür bırakır. Bu yüzden kin ve nefretten vazgeçin ve kökeni ne kadar eskiye dayanırsa dayansın uzlaşma ve barış yoluna gidin.
5. Zihninizi ıvır zıvırdan arındırın: Eğer yaşamınızda yeni fırsatlar ve tecrübeler istiyorsanız, onlara yer açmalısınız. Öncelikle, sizi geçmişe sürüklemekten başka bir işe yaramayan ıvır zıvır olaylardan ve nesnelerden kurtarın zihninizi. Bu; kullanmadığınız ama size kötü bir hatıranızı hatırlatan bir kazak, kilerde sakladığınız kullanılmayan kap-kaçak, eski ilişkiler veya köhne ve modası geçmiş bir düşünce tarzı olabilir. İnatla eskiye sıkı sıkıya yapışmak, geleceğe yer bırakmaz. O halde dolabınızı gözden geçirin ve bir ya da daha fazla senedir kullanmadığınız eşyaları ihtiyacı olan birine verin. Hayatınızdaki ilişkileri gözden geçirin. Dostluk, arkadaşlık, iş ve özel ilişkiler… Bunlardan hangisi sizi geleceğe pozitif bir bakış açısıyla taşıyor, hangisi geçmişin karanlık sularına gömüyor? Masanızı, bilgisayarınızı, dolaplarınızı ve hayatınızı temizleyin, fazlalıklardan arındırın. Yaşamınıza temiz hava girmesine izin verin!
6. Borçlarınızdan kurtulun: 5 lira borçlu olmak bile uykularınızı kaçırıyor ama borç almadan da geçiminizi sağlayamıyorsanız (taksitler/acil harcamalar…), hatta borçsuz yaşamak sizin için tatlı bir hayalse, bugün bu hayali gerçekleştirmeye başlayın. Aylık gelirinizin %10’unu borçlarınız için ayırın. İsterseniz bunu başarabilirsiniz. Tek yapmanız gereken her ay bu miktarı kenara ayırmanız gerektiğini zihninize yerleştirmek ve bir alışkanlık haline getirmek. Yavaş yavaş borçlarınızdan kurtulduğunuzda nasıl da hafiflediğinizi ve özgür hissettiğinizi göreceksiniz.
7. İlişkilerinizi gözden geçirin: Hemen her isteğimizi gerçekleştirmek için diğer insanlara ihtiyaç duyarız. Bir şey satın almak istediğimizde satış görevlisiyle, tatile çıkmak istediğimizde acente çalışanıyla, eve dönmek istediğimizde trafiktekilerle bir tür ilişki içinde oluruz. Bu yüzden ilişki ve iletişim becerileri hayatta sahip olmayı en çok istediğimiz becerilerdendir. Çünkü malumunuz her kapıyı açan bir anahtar vardır ama bu anahtar illa ki bir kişinin elindedir. İş yerindeki üstleriyle iyi ilişkiler içinde olan kişiler kendileriyle aynı yeteneklere sahip meslektaşlarından daha hızlı yükselirler. Ayrıca, işten atılacak en son kişidirler; atılsalar bile yeni bir iş bulmakta hiç güçlük çekmezler. Bu yüzden iyi bir iletişim ustası olmak hayati önem taşır. Eğer bu alanda kötüyseniz, kimi zaman ağzınızla kuş tutsanız da işe yaramaz. Bu alanda kendinize yatırım yapın; iletişim becerilerinizi geliştirmenin, kendinizi doğru ifade etmenin yollarını arayın. Kurslara katılabilir, iletişim kitapları okuyabilirsiniz.
8. Amaçlarınızı belirginleştirip gözden geçirin: Belirgin, açık ve net amaçlarınız olsun. Bunları yazılı hale getirin. Kuru kuruya amaç yetmiyor tabi. Bunları günbegün gözden geçirmeli, ne zaman ulaşacağınızı belirlemelisiniz. Ayrıca hayatınızın farklı alanlarına yönelik fiziksel, ruhsal, zihinsel, duygusal ve kariyer hedefleriniz olmalı. Amacınız yoksa rotasız bir gemi, yörüngesiz bir gezegen gibi savrulursunuz. Bu durumda bir hedefe varma ihtimalinizi de minimumdur.
9. Günlük plan yapın: Maksimum verimlilik için her gününüz için bir plan yapın. Yapılacaklar listesi hazırlayın. Bunları önceliğe göre sıralayın. Acil işlere “A”, önemli ama acil olmayan işlere “B”, aciliyeti ve pek de önemi olmayan işlere “C”, önemsiz işlere de “D” gibi işaretler vererek işinizi kolaylaştırabilirsiniz. “A” kategorisindekileri bitirdikten sonra kalan zamanınıza göre “B”ye, oradan da “C”ye geçersiniz. “D” kategorisini duruma göre elimine edebilirsiniz. Hayatınızın her saatinin muhasebesini yaparak yaşamalısınız. Başarılı kişilerin başarı sırrı budur. Günün 24 saatini 30’a yükseltmek değil, eldeki 24’ü verimli kullanmak…
10. Günlük tutun: Hayatımız, yaşadıklarımız kaydetmeye değer! Başınızdan geçenleri, bunlara verdiğiniz tepkileri, hissettiklerinizi, öğrendiklerinizi yazabileceğiniz bir günlüğünüz olsun. Günlük tutmak farkındalığınızı artırır, içsel iletişiminizi güçlendirir, sezgisel yeteneklerinizi kuvvetlendirir, kendinizi eksileriniz ve artılarınızla tanımanızı sağlar.
Asoka Selvarajah
28 Nisan 2011 Perşembe
DUYGULARI İYİLEŞTİRMEK
Duyguların Hakkını Vermek
Duyguların hakkını verip onları tanıdığımızda, duy...gu doğamıza saygı göstermeyi öğrendiğimizde her türlü iyileşme mümkündür. Çünkü bastırılmış tüm enerjiler artık özgürdür. Her türlü hastalık, bastırılmış ya da yanlış yönlendirilmiş duyguların bedende, zihinde ruhta yarattığı tahribattır.
Bu nedenle, aslında hastalıklar yoktur,hastalık vardır : duyguların hastalığı.
Tıp dünyası, bin bir çeşit hastalık yaratmış olsa da hastalanmış ruhun ve onun sonucu olarak ortaya çıkmış bedensel hastalıkların tedavisi yine duygularla, duyguların yeni açığa çıkmış enerjisi ile sağlanır.
Duygularla barışmak, kişinin değerlilik duygusunu ve özgüvenini geliştiren en gerçek yoldur. Bir şey daha... Affetmek için travmayı hatırlamak bile şart değildir ama bireysel sınırlarını kızgınlık enerjisiyle yeniden inşa etmek şarttır.
Duyguları ifade etmek, bastırmaktan daha sağlıklıdır. Ama duyguyu ifade etmekten daha da sağlıklı bir yol var; kanalize etmek.
Örneğin ; kızgınlık duygumu bastırırsam kendime zarar veririm , ifade edersem başkalarını incitebilirim ama kanalize edersem, kendime ve onuruma yapılan saldırıdan kendimi koruyabilir, haksızlıklara dur deme gücünü yapıcı olarak kullanırım. “Artık bunu bana yapmana izin vermiyorum” diyebilirim.
Affetmek yaptığımız bir iyilik ve yücelik hali olsada , asıl olan kendi ruhumuzu tedavi etmek ve özgürleştirmek sürecidir.
İç dünyamızda bütünleşmek için kendi yarattığımız hapishanemizin duvarlarını yıkıp, sınırlarımızı belirleme sürecidir ; kimsenin sınırlarımızın içine biz izin vermeden giremeyeceği gücü kazanma süreci, gücümüze yeniden sahip çıkma süreci.
Affedebilme gücü sağlığımızı yeniden kazanma gücüdür. Affetmek sadece güçten gelir. Güç , sizi inciten kişiye zarar verebilieceğini bilmek ve buna rağmen zarar vermemeyi seçmektir.
Duyguların hakkını verip onları tanıdığımızda, duy...gu doğamıza saygı göstermeyi öğrendiğimizde her türlü iyileşme mümkündür. Çünkü bastırılmış tüm enerjiler artık özgürdür. Her türlü hastalık, bastırılmış ya da yanlış yönlendirilmiş duyguların bedende, zihinde ruhta yarattığı tahribattır.
Bu nedenle, aslında hastalıklar yoktur,hastalık vardır : duyguların hastalığı.
Tıp dünyası, bin bir çeşit hastalık yaratmış olsa da hastalanmış ruhun ve onun sonucu olarak ortaya çıkmış bedensel hastalıkların tedavisi yine duygularla, duyguların yeni açığa çıkmış enerjisi ile sağlanır.
Duygularla barışmak, kişinin değerlilik duygusunu ve özgüvenini geliştiren en gerçek yoldur. Bir şey daha... Affetmek için travmayı hatırlamak bile şart değildir ama bireysel sınırlarını kızgınlık enerjisiyle yeniden inşa etmek şarttır.
Duyguları ifade etmek, bastırmaktan daha sağlıklıdır. Ama duyguyu ifade etmekten daha da sağlıklı bir yol var; kanalize etmek.
Örneğin ; kızgınlık duygumu bastırırsam kendime zarar veririm , ifade edersem başkalarını incitebilirim ama kanalize edersem, kendime ve onuruma yapılan saldırıdan kendimi koruyabilir, haksızlıklara dur deme gücünü yapıcı olarak kullanırım. “Artık bunu bana yapmana izin vermiyorum” diyebilirim.
Affetmek yaptığımız bir iyilik ve yücelik hali olsada , asıl olan kendi ruhumuzu tedavi etmek ve özgürleştirmek sürecidir.
İç dünyamızda bütünleşmek için kendi yarattığımız hapishanemizin duvarlarını yıkıp, sınırlarımızı belirleme sürecidir ; kimsenin sınırlarımızın içine biz izin vermeden giremeyeceği gücü kazanma süreci, gücümüze yeniden sahip çıkma süreci.
Affedebilme gücü sağlığımızı yeniden kazanma gücüdür. Affetmek sadece güçten gelir. Güç , sizi inciten kişiye zarar verebilieceğini bilmek ve buna rağmen zarar vermemeyi seçmektir.
27 Nisan 2011 Çarşamba
Yaşama Sevincini Öldürmek
Bedenimiz sağ kalır, ama ruhumuz er geç ölümcül darbeyi yer. En kusursuz cinayet budur; yaşama sevincimizi kimlerin öldürdüğünü, bunu hangi güdüyle yaptıklarını, suçluların nerede bulunacağını bilemeyiz.
Peki ya o adsız suçlular yaptıklarının farkında mıdırlar?
Hiç sanmam. Çünkü onlar da mutsuz, kibirli, düşkündürler; ve güçlü olduklarını zannederler...
(Paulo Coelho)
Peki ya o adsız suçlular yaptıklarının farkında mıdırlar?
Hiç sanmam. Çünkü onlar da mutsuz, kibirli, düşkündürler; ve güçlü olduklarını zannederler...
(Paulo Coelho)
25 Nisan 2011 Pazartesi
Ben Barışığım
neymiş ?
o halde konuşmalarımız ,yazdıklarımız , söz ve kelimelerimiz işledikten... sonra gönderdiğimiz paketlerimiz oluyor ve ait oldukları yerlere gidiyor .. üç boyutlu gören birinin kariyer ve hırsları olmaz , korumacı davranmaz ,korkuları kalmaz ... dilediği gibi yönlendirir ,alır bırakır takılmaz ve ötesine doğru yol alır ... herkese hak ettiği şekilde davranır ,birinden alıp diğerinin üzerinden fırsat kollamaz . kendindeki kudreti hatırlayıp onu değerlendirebilme yetisini kazanmış olup ,herhangi bişeyin ta içine kadar girer, dışarıda kalmaz ve şefkatiyle katılır . kendine karşı daima dürüst ve samimidir .. en önemlisi de içinde bulunduğu hal ve duruma kabul vererek kendi kendini değerlendirebilme cesaretini gösterebilir ..... / selmaSee more
o halde konuşmalarımız ,yazdıklarımız , söz ve kelimelerimiz işledikten... sonra gönderdiğimiz paketlerimiz oluyor ve ait oldukları yerlere gidiyor .. üç boyutlu gören birinin kariyer ve hırsları olmaz , korumacı davranmaz ,korkuları kalmaz ... dilediği gibi yönlendirir ,alır bırakır takılmaz ve ötesine doğru yol alır ... herkese hak ettiği şekilde davranır ,birinden alıp diğerinin üzerinden fırsat kollamaz . kendindeki kudreti hatırlayıp onu değerlendirebilme yetisini kazanmış olup ,herhangi bişeyin ta içine kadar girer, dışarıda kalmaz ve şefkatiyle katılır . kendine karşı daima dürüst ve samimidir .. en önemlisi de içinde bulunduğu hal ve duruma kabul vererek kendi kendini değerlendirebilme cesaretini gösterebilir ..... / selmaSee more
Ben Barışığım
neymiş ?
o halde konuşmalarımız ,yazdıklarımız , söz ve kelimelerimiz işledikten... sonra gönderdiğimiz paketlerimiz oluyor ve ait oldukları yerlere gidiyor .. üç boyutlu gören birinin kariyer ve hırsları olmaz , korumacı davranmaz ,korkuları kalmaz ... dilediği gibi yönlendirir ,alır bırakır takılmaz ve ötesine doğru yol alır ... herkese hak ettiği şekilde davranır ,birinden alıp diğerinin üzerinden fırsat kollamaz . kendindeki kudreti hatırlayıp onu değerlendirebilme yetisini kazanmış olup ,herhangi bişeyin ta içine kadar girer, dışarıda kalmaz ve şefkatiyle katılır . kendine karşı daima dürüst ve samimidir .. en önemlisi de içinde bulunduğu hal ve duruma kabul vererek kendi kendini değerlendirebilme cesaretini gösterebilir ..... / selmaSee more
o halde konuşmalarımız ,yazdıklarımız , söz ve kelimelerimiz işledikten... sonra gönderdiğimiz paketlerimiz oluyor ve ait oldukları yerlere gidiyor .. üç boyutlu gören birinin kariyer ve hırsları olmaz , korumacı davranmaz ,korkuları kalmaz ... dilediği gibi yönlendirir ,alır bırakır takılmaz ve ötesine doğru yol alır ... herkese hak ettiği şekilde davranır ,birinden alıp diğerinin üzerinden fırsat kollamaz . kendindeki kudreti hatırlayıp onu değerlendirebilme yetisini kazanmış olup ,herhangi bişeyin ta içine kadar girer, dışarıda kalmaz ve şefkatiyle katılır . kendine karşı daima dürüst ve samimidir .. en önemlisi de içinde bulunduğu hal ve duruma kabul vererek kendi kendini değerlendirebilme cesaretini gösterebilir ..... / selmaSee more
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)